Çıkış / Exit

İşleminiz Yapılıyor.
 
 
 
 
 
 
 
 
English

Eski İzmir’in kuruluş tarihi ve kurucularının kim olduğu hakkındaki bilgilerimiz iki kategoride toplanabilir. Bu kategorilerden birisinin, henüz kanıtlanamamış olan söylence niteliğindeki bilgilerden oluştuğunu belirtebiliriz. Bu söylencelerden birisi, İzmir’in ilk kurucularının Amazonlar olduğuna dairdir. Bir diğeri ise, kentin efsanevi Frigya kralı Tantalos’un ismi etrafında gelişir. Hatta Tantalos’a ait olduğu iddia edilen bir mezar da bulunmaktadır. Söylencelerin bir diğer versiyonundaysa, kentin kurucularının Lelegler olduğu dile getirilmektedir. Ancak söylence kaynaklı bu bilgilerin hiç birisi, arkeolojik kazılar yapılan Bayraklı yerleşim alanından elde edilen verilerde kanıtlanma şansı bulamamıştır. İzmir’in kuruluşu hakkında elde bulunan bilgilerin ikinci kategorisini, tarihsel kayıtlar ve arkeolojik verilerin oluşturduğunu belirtmek gerekmektedir. Bayraklı’da yapılan kazılarda elde edilen buluntular, İzmir’in kuruluşunun İÖ. 3000 yıllarına kadar indiğini göstermektedir. Ancak İzmir’in kuruluşuna ilişkin tarihlendirmenin, kazıların ilerlemesi ve daha erken yerleşim tabakalarına ulaşılması durumunda, belirtilenden daha önceki yıllara gidebileceği de düşünülmektedir. Yapılan araştırmalar İzmir’in bir Aiol kenti olduğunu göstermektedir. Bir dönem Hitit İmparatorluğu’nun nüfuz alanı içine girse de, Aiol kenti olma özelliğini Ionia’lıların kenti ele geçirmelerine kadar sürdürdüğü bilinmektedir. İzmir’in kurulduğu yarımada, Aiolis ve Ionia bölgelerinin sınırında bulunuyordu. Bu konumu eski İzmir’in geleceğinin oluşumunda önemli rol oynamıştır. Çünkü Ionia’lılar sınırlarındaki bu Aiolis kentini, avantajlı konumundan ötürü ele geçirme konusunda girişimde bulunmakta gecikmemişlerdir. Bu dönemdeki gelişmeler, Ion kentlerinin ticaret yoluyla zenginleşmesi ve güçlenmesini beraberinde getirmişti. Aralarında oluşturdukları birlikle güçlü bir ticari ağ kuran on iki Ion kentinin, Ege kıyılarındaki etkinlikleri artmıştı. İÖ. 800 dolaylarında gerçekleşen bu birlik, Ion kentlerinin özgürlüğünü yok etmediği gibi, bir birleriyle rekabetlerini de engellemiyordu. Dolayısıyla canlı bir ticari ortam yaratılmış oluyordu. Büyük ihtimalle avantajlı konumundan dolayı, ticari faaliyetlerini İzmir körfezinin son noktasına kadar yaymak isteyen Ionia’lılar, sınırlarındaki bu Aiol kentini ele geçirdiler. İzmir’i ele geçirenlerin on iki Ion kentinden Kolophhon veya Efes olduğu sanılıyor. Mitoloji daha çok Kolophon’luları öne çıkarıyor. Buna göre İÖ. 700 yıllarında, Kolophon’da politik çekişmeler nedeniyle halk ikiye bölünmüştü. İkiye bölünen Kolophon’lulardan bir bölümü, kentlerini terk etmek zorunda kalır ve İzmir’e sığınır. Ancak daha sonra İzmir’in yerlilerini kentten sürerek kenti ele geçirirler. Kentlerini İon’lara kaptıran İzmir halkı, anlaşmak zorunda kalırlar. Anlaşmaya göre kentte kalan eşyalarını alabilecekler ve İzmir işgalcilere bırakılacaktı. Herodotos’a göre bu anlaşmaya uyuldu ve İzmir bundan sonra bir İon kenti haline geldi. Söylencenin anlattığı, İzmir’in bir Aiol kentinden, Ion kenti haline gelişidir. Fakat esas sebep Ionia kentlerinin aralarındaki birlik sayesinde güçlenmeleri ve ticari açıdan önemli bir mevkide bulunan İzmir’i etkinlikleri altına alma istekleri olmalıdır. Deniz ötesi kolonileri aracılığıyla iyi işleyen bir ticaret ağına sahip olan İon’ların İzmir’i ele geçirmeleri, kentin tarihinde hızlı bir dönüşüme neden oldu. Çünkü ticaret aracılığıyla kısa sürede zenginleşti ve gelişti. İÖ. VII. ve VI. yüzyıllarda Ion kentlerinin kurdukları ticaret kolonileri aracılığıyla çok zenginleştikleri biliniyor. Tahmin edileceği üzere bu durum, İzmir’in yaşamına ve fiziksel yapısına yansımakta gecikmemiştir. Kentin zenginliği ve gelişkinliği komşu Lydia’lıları harekete geçirdi ve İzmirlilerle savaşa girdiler. İÖ. 610-600 sıralarında Lydia orduları, kenti ele geçirmeyi başardı. Lydia’lılar daha sonra kenti yıkıp tahrip ettiler. Ancak İzmirliler kentlerini yeniden kurmayı başardılar. Eski İzmir’in çöküşü, Anadolu’da Pers istilasının sonuçlarındandır. Pers İmparatoru, orduları Anadolu’da ilerlerken, Lydia krallığına karşı Ege’nin kıyı kentlerinin kendisini desteklemesini istemişti. Bu isteğine uymayan Ege’nin kıyı kentlerini cezalandırmak amacıyla, Pers İmparatoru Lydia’nın başkenti Sardes’i ele geçirdikten sonra, diğer kıyı kentleriyle birlikte İzmir’e de saldırdı. Pers ordularının saldırısı sonucu, İÖ. 545 yılında İzmir tahrip edildi. Bu tahribattan sonra, Bayraklı’daki yerleşim alanında bir daha kent düzeninde bir yerleşim oluşamadı. Bundan sonra köy büyüklüğünde ve örgütsüz bir yerleşim olarak devam etti. Böylece İzmir kentinin ilk evresi sona erdi. Ancak kentin hikayesi devam edecektir. İzmir’in bu ilk döneminden günümüze ulaşan eserler ve kalıntıların neler olduğunu belirtmek yararlı olabilir. Her şeyden önce yukarıda adı geçen, fakat hakkındaki mitolojik kayıtları anlamlı kılacak kanıtlar bulunamayan, kral Tantalos’a ait olduğu söylenen bir anıt mezara değinmeliyiz. XIX. yüzyılın başından beri efsanevi kral Tantalos’a ait olduğu iddia edilen bu mezar, yine Bayraklı sırtlarında bulunmaktaydı. Bu anıt mezarın Tantalos’un olup olmadığı belli değilse de, İzmir tarihi için son derece önemli olduğu kesindir. Yapılan incelemelere göre, İÖ. VI. yüzyıla tarihlenen ve bir Pers valisi veya yöneticisinin mezarı olma ihtimali yüksek olan mezar, ne yazık ki tahrip edilmiştir. XIX. yüzyıl başında mezarın iç yapısını anlamaya çalışan seyyahların başlattığı tahribat süreci, daha sonra da devam etmiştir. Bayraklı sırtlarında yer alan diğer mezarlar gibi bu anıt mezar da, gecekonduların arasında kaybolmuştur. Mezarın taşları sökülmüş ve yapılan inşaatlarda kullanılmıştır. Bugünkü kalıntısı, XIX. yüzyılda keşfedildiği dönemdeki çizimlerinde resmedilen görünümünden çok uzaktır. İzmir’in bu ilk döneminden geriye kalan en önemli miras, şehrin kendisidir. Bayraklı’da bulunan ören yeri, yapılan kazılarla her geçen gün biraz daha açığa çıkartılmaktadır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda kentin ızgara planlı, yani bir-birini dik kesen sokaklarla örülü bir yapıda olduğu anlaşılmıştır. Kente ilişkin önemli bulgular arasında iki tapınak, şehrin surları, sivil mimari örnekleri, cadde, sokak ve çeşmeler sayılabilir.

İzmir Kent Tarihi

Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu. Son yüzyıllar boyunca Meles Irmağı Sipvlos (Yamanlar) Dağı'ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım...

02. İzmir'in Kuruluş Yeri

İzmir'in kuruluş tarihi ve yeri konusunda tartışmalı bilgiler bulunmakla birlikte, kentin başlangıcı hakkında bugün Bayraklı semtinde yer alan ve Tepekule olarak tanınan ören yerinin, eski İzmir'in kuruluş yeri olduğu bilinmektedir. Bu ören yerinin aslında bir yarım ada...

03. Eski İzmir'in Kuruluşu ve Kurucuları

Eski İzmir'in kuruluş tarihi ve kurucularının kim olduğu hakkındaki bilgilerimiz iki kategoride toplanabilir. Bu kategorilerden birisinin, henüz kanıtlanamamış olan söylence niteliğindeki bilgilerden oluştuğunu belirtebiliriz. Bu söylencelerden birisi, İzmir'in ilk...

04. İzmir'in Yeniden Kurulması

İzmir'in yeniden kurulması, Türkçe'de Büyük İskender diye bilinen Makedonyalı Alexandros'a bağlanır. Büyük İskender İran seferinin başlarında, İÖ. 334 yılında Pers İmparatorluğu'nun Anadolu'daki ordusunu yendikten sonra, ordularıyla Efes üzerine ilerlemişti....

05. Roma İmparatorluğu Döneminde İzmir (İÖ. 133-İS.395)

İzmir, Roma İmparatorluğu döneminin ilk yıllarında bir ayaklanmanın yarattığı karmaşadan etkilenmiştir. Bu ayaklanma aslında Bergama kralı III. Attalos'un vasiyeti gereğince, krallığın Roma'ya geçmesine karşı başlayan bir hareketti. Hareketin önderi ise, Attalos'tan...
Live İzmir