Keçe, ham maddesi olan yünün iplik haline getirilmeden bir takım işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen dokuma biçimidir. Hayvancılığın yaygın olduğu toplumlarda doğa koşullarından korunmak amacıyla geliştirilen keçecilik, en eski Türk el sanatları arasında sayılır.
Keçe yapmaya başlamadan önce yılda iki kez kırkılan koyunlardan elde edilen yün elden geçirilir ve içindeki yabancı maddeler temizlenir. Hallaç tarafından yay ile tel tel olana dek kabartılır. Yere kalıp serilir, üzerine önceden renklendirilmiş ve belirli bir ende kesilerek hazırlanmış keçe parçalarıyla motif hazırlanır. Keçenin kenarlarına gelecek ve genellikle birbirini tekrarlayan motiflere “su”, ortada yer alacak büyükçe desene “göl” adı verilir.
Temizlenmiş, atılmış ve tartılarak ayrılmış olan yün kalıp üzerine hazırlanan nakış üzerine dökülür. Sepki adı verilen bir çeşir süpürge ile yün hafifçe ıslatılır. Islatma suyuna yünün birbirine kaynamasını kolaylaştırmak amacı ile bir miktar sabun ya da arap sabunu karıştırılır. Kalıp silindir halinde yuvarlanır ve halatla bağlanır. Rulo halindeki keçe 3 - 4 kişi tarafından kırk dakika kadar ezilir. Kalıp açılır ve bozuk yerler elden geçirilir, kenarlarına yeniden yün dökülür. Tekrar kalıplanır, kırk dakika daha ayakla ezilir.
İstenilen ölçüye gelene kadar tepilerek pişirilen keçe açılır. Silindirik uzun bir sopa ile sıkıca sarılır. Böylece keçenin kırışıklıklarının gitmesi ve düzgün olması sağlanır. Son düzeltme (perdah) işlemleri tokmakla yapılır, tekrar dürülür ve sabaha kadar suyunun süzülmesi için dik bir biçimde bekletilir. Ertesi gün asılarak kurutulan keçe kullanıma hazır hale gelir.
İzmir / Sanat / Keçecilik
Beledi dokuması Ege ve Bursa civarında oldukça gelişmiş, zaman içerisinde çağın yenilikleriyle ortadan kalkmaya başlamıştır. Yüzyıllar boyunca bu tezgahlardan geçimini sağlayan kişiler, günümüzde bu sanatın örneklerini anı olarak saklıyorlarsa da genç kızların sandıklarını süslemede kullanılıyorlar....














